Rehber · Süre hesabı

Adli tatil süreleri nasıl etkiler?

Adli tatilin süreye etkisi, dosyanın hukuk yargılamasında mı ceza yargılamasında mı olduğuna, işlemin türüne ve sürenin hangi tarihte sona ereceğine göre değişir. Hukuk yargılamasında, adli tatile tabi dava ve işlerde 6100 sayılı Kanun’un belirlediği sürenin bitişi tatil dönemine rastlarsa süre bir hafta uzamış sayılır; ceza yargılamasında ise adli tatile rastlayan sürelerin işlememesi ve tatil bitiminden itibaren üç gün uzamış sayılması düzenlenmiştir. Bu nedenle yalnızca takvimdeki adli tatil tarihine değil, dosyanın türüne ve sürenin başlangıç ile bitiş kayıtlarına da bakılmalıdır.

Takvim ve hukuki belgelerin bulunduğu sade bir masa
Fotoğraf: kaboompics.com / Pexels

Önce dosyanın hangi yargı kolunda olduğunu belirleyin

Adli tatil, hukuk ve ceza yargılamasında aynı hükümle düzenlenmez. Bu nedenle ilk olarak dosyanın hukuk mahkemesinde mi, ceza yargılaması yapan bir makam veya mahkemede mi görüldüğünü; ayrıca süre hesabının hangi işlem için yapıldığını belirleyin.

Hukuk yargılamasında adli tatil her yıl 20 Temmuz’da başlar ve 31 Ağustos’ta sona erer; yeni adli yıl 1 Eylül’de başlar. Ceza yargılamasında da 20 Temmuz’dan 31 Ağustos’a kadar çalışmaya ara verilir ve yeni dönem 1 Eylül’de başlar. Bu dönemleri belirleyen hükümler benzerdir; ancak sürelerin işleyişine ilişkin düzenlemeler farklıdır. (6100 sayılı Kanun m.102; 5271 sayılı Kanun m.331)

Hukuk yargılamasında hangi süre uzayabilir?

Hukuk yargılamasına ait dosyanın yanında tarihleri işaretli bir takvim
Fotoğraf: Towfiqu barbhuiya / Pexels

6100 sayılı Kanun m.104, adli tatile tabi dava ve işlerde bu Kanunun belirlediği sürelerin bitişi adli tatil dönemine rastlarsa uygulanır. Böyle bir durumda süre, ayrıca karar alınmasına gerek olmaksızın, adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzamış sayılır. Hüküm, her yargısal işlem veya her kanundaki süre için genel bir uzatma kuralı olarak okunmamalıdır.

Bu nedenle sürenin hangi kanun hükmüne dayandığını ve ne zaman sona erdiğini kontrol edin. Süre hâkim tarafından belirlenmişse veya başka bir kanundan kaynaklanıyorsa, yalnızca bu maddeden hareketle uzama olduğu sonucuna varmayın; ilgili düzenleme ayrıca doğrulanmalıdır.

Hukuk yargılamasında adli tatilde görülmeye devam eden işler de vardır. Bunlar arasında nafaka, soybağı, velayet ve vesayet işleri; iş sözleşmesi nedeniyle işçilerin açtığı davalar; çekişmesiz yargı işleri ve kanunda ivedi olduğu belirtilen ya da mahkemenin ivedi görülmesine karar verdiği işler sayılır. İhtiyati tedbir gibi geçici hukuki koruma talepleri de bu kapsamdadır. İşiniz bu gruplardan birine giriyorsa, adli tatilde görülüp görülmeyeceğini ve süre hesabına etkisini 6100 sayılı Kanun m.103 ile m.104’ü birlikte inceleyerek değerlendirin.

Temsili örnek: Bir hukuk davasında, 6100 sayılı Kanun’un belirlediği bir sürenin son günü adli tatil dönemine denk geliyorsa, m.104’teki uzama kuralı gündeme gelebilir. Bunun uygulanıp uygulanmayacağı, davanın adli tatile tabi olup olmadığına ve sürenin gerçekten bu Kanun’da belirlenip belirlenmediğine bağlıdır.

Ceza yargılamasında süreyi ayrı değerlendirin

Ceza yargılaması dosyası ve takvim
Fotoğraf: cottonbro studio / Pexels

Ceza işlerini gören makam ve mahkemelerin tatil dönemi 20 Temmuz’dan 31 Ağustos’a kadardır. 5271 sayılı Kanun m.331’e göre adli tatile rastlayan süreler işlemez; bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzamış sayılır.

Bu düzenlemeyi hukuk yargılamasındaki bir haftalık uzamayla karıştırmayın. Dosyanın ceza yargılamasına ait olup olmadığını ve hesapladığınız sürenin hangi işlemle ilgili olduğunu belirleyin. Ayrıca soruşturma, tutuklu işlere ilişkin kovuşturma ve ivedi sayılacak diğer hususların tatil sırasında nasıl yerine getirileceğine ilişkin ayrı bir düzenleme bulunduğundan, bu işlerde dosyanın özel niteliği de kontrol edilmelidir. (5271 sayılı Kanun m.331)

Süre hesabı için hangi kayıtları kontrol etmelisiniz?

Dosya kayıtlarını ve takvim tarihlerini karşılaştıran bir kişi
Fotoğraf: cottonbro studio / Pexels

Kişisel takvim notu tek başına süre hesabını doğrulamaz. Hesabı etkileyebilecek tarihleri ve işlemin dayanağını dosya kayıtlarından kontrol edin.

  1. İşlemin türünü ve yargılama kolunu bulun

    Dosyanın hukuk veya ceza yargılamasına ait olduğunu; süre hesabının dilekçe, itiraz ya da başka bir işlem için yapıldığını dosya ve mahkeme kayıtlarından belirleyin. İdari yargı veya icra işlemi söz konusuysa, burada aktarılan hükümleri doğrudan uygulamayın.

  2. Sürenin dayanağını tespit edin

    Süreyi belirleyen hükmün hangi kanunda olduğunu ve sürenin kanunda mı yoksa mahkemece mi belirlendiğini kontrol edin. 6100 sayılı Kanun m.104, bu Kanun’un tayin ettiği sürelerden söz eder; kapsamını başka süreleri de içeriyormuş gibi genişletmeyin.

  3. Başlangıç olayını ve tarihini doğrulayın

    Sürenin hangi bildirim, tebligat veya dosya işleminden sonra başladığını belirleyin. Tebligat varsa dosyadaki tebligat mazbatasını ve elektronik tebligat kayıtlarını inceleyin; yalnızca mesaj veya kişisel hatırlatmadaki tarihi esas almayın.

  4. Son günü ve işin niteliğini karşılaştırın

    Sürenin hangi tarihte sona ereceğini, işlem türüne uygulanan hükme göre hesaplayın. Ardından hukuk yargılamasında işin 6100 sayılı Kanun m.103 kapsamına girip girmediğini; ceza yargılamasında ise 5271 sayılı Kanun m.331’deki düzenlemenin uygulanıp uygulanmadığını kontrol edin.

  5. Hesabı dayanaklarıyla not edin

    Başlangıç olayını, kayıtlı tarihini, süreyi belirleyen hükmü ve ulaştığınız son günü birlikte yazın. Birden fazla tarih veya işlem varsa, bunları ayrı ayrı değerlendirin; bir işlem için bulunan tarihi dosyadaki diğer işlemlere otomatik olarak taşımayın.

Adli tatil içinde başlayan süreye dikkat edin

Adli tatil tarihleri ile süre başlangıcını gösteren takvim
Fotoğraf: Kindel Media / Pexels

Sürenin son gününün adli tatil dönemine denk gelmesi ile sürenin adli tatil sırasında başlaması aynı durum değildir. 6100 sayılı Kanun m.104’te, adli tatile tabi dava ve işlerde bu Kanun’un belirlediği sürelerin bitişinin tatil zamanına rastlaması düzenlenmiştir. Bu hükümden, adli tatil içinde başlayan her sürenin nasıl hesaplanacağına ilişkin ayrı bir sonuç çıkarmayın.

Süre tatil döneminde başlamışsa önce başlangıç olayını ve ilgili süre hükmünü belirleyin; ardından uygulanacak düzenlemenin bu durumu kapsayıp kapsamadığını doğrulayın. Dosyanın hukuk veya ceza yargılamasına ait olması da kontrol edilmelidir; ceza yargılamasında süreler için 5271 sayılı Kanun m.331’de farklı bir ifade kullanılmıştır.

Hesaplamadan önce kontrol edin

  • Dosyanın hukuk yargılaması mı, ceza yargılaması mı, yoksa başka bir yargı kolu mu olduğuna baktım.
  • Süreyi başlatan olayı ve bu olayın dosyada kayıtlı tarihini doğruladım.
  • Sürenin hangi kanun hükmüne dayandığını ve kanuni mi yoksa mahkemece mi belirlendiğini tespit ettim.
  • Süreyi hesapladığım işlemin adli tatilde görülmeye devam eden işlerden olup olmadığını ilgili hükümle karşılaştırdım.
  • Sürenin son gününün tatil dönemine rastlaması ile tatil sırasında başlamasını birbirinden ayırdım.
  • Dosyadaki tebligat veya elektronik tebligat kayıtlarını kişisel hatırlatma ve takvim notundan ayrı olarak kontrol ettim.
  • İdari yargı, icra işlemi veya başka bir özel süre söz konusuysa, bu rehberdeki hükümleri doğrudan uygulamadım.

Dayanak mevzuat

Mevzuat değişebilir. Kendi dosyanızda hangi hükmün, hangi tarihteki hâliyle uygulanacağını dosyanın koşullarına göre bir hukuk uzmanıyla değerlendirin.

Dosyanın bütününe bakın

Birden fazla belgeyi birlikte değerlendiren dosya analizi: kronoloji, eksik belgeler, çelişkiler ve süreler, her biri kaynağa bağlı.

Etiketler