Rehber · Belge analizi

Yapay zekânın olgu, iddia ve yorumu karıştırdığı nasıl anlaşılır?

Bir yapay zekâ yanıtında olgu, iddia ve yorumun karışıp karışmadığını anlamak için cümlelerin nasıl yazıldığına değil, neye dayandığına bakın. Olgu, gerçekleştiği öne sürülen olaydır; iddia, bir tarafın ileri sürdüğü anlatımdır; yorum ise olay veya belgelerden çıkarılan değerlendirmedir. Kesin bir dille yazılmış cümle de tek başına kanıtlanmış sayılmaz: dayanak gösterilen belgeyi veya kaynağı ayrıca kontrol edin.

Bir kişi, ekrandaki hukuki metni ve yanındaki belgeleri inceliyor.

Olgu, iddia ve yorum ne anlama gelir?

Bu ayrım, bir cümlenin ne söylediğini ve hangi dayanağa sahip olduğunu anlamaya yarar:

  • Olgu: Bir olayın gerçekleştiğini veya bir durumun var olduğunu anlatan, dayanaklarla doğrulanabilecek ifadedir. Örneğin, “E-posta 12 Mart’ta gönderildi.” Bu ifade ancak tarihi ve gönderimi destekleyen kayıtla karşılaştırıldığında doğrulanabilir.
  • İddia: Bir tarafın ileri sürdüğü veya reddettiği anlatımdır. Örneğin, “Başvurucu, e-postanın kendisine ulaşmadığını söylüyor.” Bu cümle, başvurucunun ne söylediğini bildirir; e-postanın gerçekten ulaşıp ulaşmadığını tek başına göstermez.
  • Yorum: Bir olay veya belge hakkında yapılan değerlendirmedir. Örneğin, “Bu yazışma taraflar arasındaki anlaşmayı kanıtlıyor.” Bu, belgenin içeriğinden çıkarılan bir sonuçtur ve belgeyle birlikte diğer ilgili kayıtlar da incelenmeden kesin olgu gibi sunulmamalıdır.

Temsili örnek: Bir taslakta “Ödeme yapılmadı ve karşı taraf sözleşmeyi ihlal etti.” yazıyor olsun. “Ödeme yapılmadı” cümlesi, ödeme kayıtlarıyla kontrol edilecek bir olgu anlatımıdır. “Karşı taraf sözleşmeyi ihlal etti” ise olaydan hukuki veya başka bir sonuç çıkaran değerlendirme olabilir. Cümlede bu ayrımın görünmemesi, iki ifadenin de aynı ölçüde kanıtlandığı anlamına gelmez.

Bir ifade birden fazla işlev taşıyabilir. “Davacı, teslimatın yapılmadığını ve bu nedenle sözleşmenin ihlal edildiğini ileri sürüyor” cümlesinde teslimatın yapılmadığı tarafın iddiası, sözleşme ihlali ise bu iddiaya dayalı değerlendirmedir.

Karışıklık hangi ifadelerden anlaşılabilir?

Bir kişi, hukuki metindeki kesinlik ve iddia bildiren ifadeleri işaretliyor.

Bazı dil işaretleri, bir cümlenin iddia mı yoksa değerlendirme mi olabileceğini fark ettirir. Bunlar tek başına doğruluk ölçütü değildir; cümlenin dayanağını bulmaya yardımcı olur.

  • İddia bildiren ifadeler: “ileri sürüyor”, “beyan ediyor”, “savunuyor”, “iddia ediyor”. Bu ifadelerin ardından tarafın anlatımı gelir. Anlatımı, bağımsız biçimde doğrulanmış olay gibi aktarmayın.
  • Kesinlik izlenimi veren ifadeler: “kesin olarak”, “açıktır”, “kanıtlanmıştır”, “hiç şüphesiz”. Cümlenin kesin tonda yazılması, dayanak belgenin bulunduğunu veya yeterli olduğunu göstermez.
  • Sonuç çıkaran ifadeler: “bu nedenle”, “dolayısıyla”, “gösteriyor”, “kanıtlıyor”. Bunlar çoğu zaman bir olay veya belgeden sonuç çıkarıldığını gösterir. Sonucun hangi bilgiye dayandığını ayrıca belirleyin.
  • Kaynağı belirsiz anlatımlar: “dosyaya göre”, “belgelerden anlaşıldığı üzere”, “kayıtlarda görülüyor”. Hangi dosyanın, belgenin veya kaydın kastedildiği açık değilse dayanağı bulunana kadar cümleyi doğrulanmış kabul etmeyin.

Bir cümlenin “iddia” diye nitelenmesi de içindeki her ayrıntının yanlış olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde, bir belgeye atıf yapılması da cümlenin belgenin içeriğini doğru yansıttığını tek başına göstermez.

Her cümleyi nasıl kontrol edebilirsiniz?

Taslağı cümle cümle inceleyin. Her cümle için ne söylendiğini, kimin söylediğini ve hangi kaynağa dayandığını ayrı ayrı not edin.

  1. Cümleyi parçalara ayırın

    Tek cümlede olay, taraf anlatımı ve sonuç birlikte yer alıyorsa, bunları ayrı ifadelere bölün. Örneğin “Taraf, bildirimin ulaşmadığını belirttiği için işlem geçersizdir” cümlesinde taraf beyanı ile sonuç değerlendirmesini ayrı ayrı inceleyin.

  2. İfade türünü işaretleyin

  3. Dayanağı belirleyin

    Cümlenin hangi belgeye, taraf beyanına veya başka bir kaynağa dayandığını sorun. Kaynak adı, tarihi ve ilgili bölümü belli değilse dayanağı “bulunamadı” veya “belirsiz” olarak kaydedin. İncelediğiniz çıktıda bir belgeye rastlamamanız, dosyada o belgenin bulunmadığını göstermez.

  4. Kaynağı bağlamıyla karşılaştırın

    Belgenin yalnızca alıntılanan satırına değil; mümkünse tamamına, tarihine ve kim tarafından düzenlendiğine bakın. Belgenin taslak mı, gönderilmiş bir ileti mi olduğu veya başka kayıtlarla ilişkisi sonucu etkileyebilir. Tarafın anlatımını da ilgili dilekçe ya da beyanın tamamıyla karşılaştırın.

  5. Sonucu ve kaynak atıflarını doğrulayın

    Bir belge veya beyanın varlığından çıkarılan sonucu, kaynakta açıkça yer alan bilgiyle karıştırmayın. Metinde kanun maddesi ya da mahkeme kararı gösteriliyorsa, numarayı ve açıklamayı asıl kaynakla karşılaştırın. Asıl metin veya güvenilir dayanak bulunamıyorsa atfı doğrulanmış gibi kullanmayın.

  6. Dili dayanağa uygun hâle getirin

    Yalnızca tarafın söylediği biliniyorsa “Taraf, … olduğunu ileri sürüyor” yazın. Belge belirli bir bilgiyi gösteriyorsa “Belgede … yer alıyor” gibi, belgenin gerçekten desteklediği sınırda kalın. Bir çıkarım yapılıyorsa bunun değerlendirme olduğunu belirtin. Dayanağı bulunamayan ifadeyi silin, belirsizliğini açıkça yazın veya doğrulama için bekletin.

Belge neyi doğrular, neyi doğrulamayabilir?

Belgenin varlığı ile taslaktaki her yorumun doğruluğu aynı şey değildir. Örneğin bir e-posta, gönderilmiş bir mesajın içeriğini gösterebilir; ancak tek başına karşı tarafın mesajı okuduğunu veya mesajın hukuki sonucunu her durumda kanıtlamayabilir. Hangi çıkarımın yapılabileceği belgenin tamamına, düzenlenme biçimine, tarihine ve dosyadaki diğer bilgilere bağlıdır.

Bir dilekçe veya taraf beyanı, içinde anlatılan olayın ileri sürüldüğünü gösterir. Olayın gerçekleşip gerçekleşmediği ise başka dayanaklarla ayrıca incelenmelidir. Benzer biçimde, bir belgeyi bağlamından koparan alıntı, belgenin genel anlamını değiştirebilir.

Yapay zekâ metninde kaynak gösterilmesi de kaynak kontrolünün yerini tutmaz. Belgenin veya kararın asıl metnini bulup alıntının ve açıklamanın onunla uyuşup uyuşmadığını kontrol edin. Asıl kaynağa erişemiyorsanız, bilgiyi doğrulanmış gibi sunmayın.

Kullanmadan önce kontrol edin

  • Her cümlede anlatılan olayı, bunu ileri süren kişiyi ve yapılan değerlendirmeyi ayırdım mı?
  • Kesin dille yazılmış ifadelerin dayanağını ayrıca buldum mu?
  • Taraf beyanını, gerçekleştiği doğrulanmış olay gibi aktarmaktan kaçındım mı?
  • Belgeyi tarihi, düzenleyeni ve ilgili diğer kayıtlarla ilişkisi içinde kontrol ettim mi?
  • Metinde geçen kanun maddesi veya karar atfını asıl kaynakla karşılaştırdım mı?
  • Kaynağını bulamadığım veya anlamı belirsiz kalan ifadeleri işaretledim mi?
  • İncelemediğim bir belgenin dosyada bulunmadığı sonucuna varmaktan kaçındım mı?
  • Yapay zekâ çıktısının üslubuna bakarak doğruluğu veya kim tarafından yazıldığını kesinleştirmekten kaçındım mı?

Belirsizlik sürüyorsa ne yapmalı?

Bir cümlenin olgu mu, iddia mı yoksa yorum mu olduğu tek başına dilinden anlaşılamıyorsa, cümleyi kesinleştirmek yerine belirsizliği kaydedin. Örneğin şu sorularla incelemeyi sürdürebilirsiniz: “Bu olay hangi belgeye dayanıyor?”, “Bu bilgi tarafın beyanı mı, yoksa başka bir kayıtta da var mı?”, “Bu sonuç kaynakta açıkça mı yazıyor, yoksa metni hazırlayanın çıkarımı mı?”

Metin gerçek bir dosyada kullanılacaksa, doğrulanamayan ifadeleri ve dayanak belgeleri birlikte ele alın. Özellikle belgenin anlamı, hukuki bir sonuca nasıl bağlandığı veya kaynak gösteriminin doğruluğu dosyanın gidişini etkileyebilecekse, bu noktaları bir hukuk uzmanına somut sorularla yöneltin. Bu rehber, belirli bir dosyanın hukuki sonucunu belirlemez.

Belgenizin ne söylediğini görün

Tebligat, dilekçe ya da karar: belgenizi yükleyin ya da UYAP’tan aktarın; ne söylediği belgedeki yeri gösterilerek sade dille açıklansın.

Etiketler